Yazı İçeriği
ToggleA. Mesafeli Sözleşme Nedir?
Mesafeli sözleşmeler, teknolojide yaşanan gelişmelerin de etkisiyle gündelik hayatlarımıza dahil olmuştur. Teknolojideki gelişmelerin de katkısıyla online alışveriş siteleri üzerinden alışveriş yapmak gibi imkanlar da mesafeli sözleşmeler için uygun hale gelmiştir.
Mesafeli sözleşmeler 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesinde yedi bent halinde düzenlenmiştir. Kanun’da yer alan hükümler doğrultusunda da Yönetmelik ile mesafeli sözleşmeler ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Mesafeli sözleşmeler tüketicilere bazı alanlarda yarar sağlasa da birtakım riskleri de bulunmaktadır. Tarafların fiziki olarak bir araya gelmeksizin sözleşme kurmaları nedeniyle tüketicinin malı sözleşme öncesinde fiziken incelemesi de mümkün olmamaktadır. Bu sebeplerle Kanun ve ikincil mevzuat ile bu konu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
TKHK’nun 48. maddesine göre; “Mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ana kadar ve kurulduğu an da dâhil olmak üzere uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir.”
TKHK’da yer verilen tanım aynı zamanda tüketicinin sadece mal veya hizmetler hakkında bilgi toplamak maksadıyla bir satıcı veya sağlayıcının işyerini ziyaret etmesinin neticesinde uzaktan bir iletişim aracıyla sözleşmenin müzakere edilerek kurulduğu halleri de kapsamaktadır. Bu durumun aksine, satıcı veya sağlayıcının işyerinde müzakere edildikten sonra uzaktan bir iletişim aracı vasıtasıyla kurulan bir sözleşme de mesafeli sözleşme olarak kabul edilemez.
B. Mesafeli Sözleşmenin Unsurları Nelerdir?
1. Sözleşme Kurulurken Tarafların Bir Araya Gelmemesi
Mesafeli sözleşmeleri diğer sözleşmelerden ayıran en önemli unsurlardan biri sözleşmenin taraflarının, sözleşmenin kurulması sırasında fiziksel olarak bir arada olmamalarıdır. Taraflar mesafeli satış sözleşmesini uzaktan iletişim araçlarını kullanarak yapmaktadırlar. TKHK’da kanun koyucu uzaktan iletişim araçları demek suretiyle taraflara kullanacakları araçlar bakımından herhangi bir sınır getirmemiştir. Uzaktan iletişim araçları tarafların fiziksel olarak bir arada olmadan sözleşmenin kurulmasını sağlayan araçlardır. Buna göre, televizyon, mail, internet vb. iletişim araçlarının kullanılarak tarafların bir araya gelmeden kurdukları sözleşmeler mesafeli sözleşmeler olmaktadır.
2. Mal veya Hizmetlerin Uzaktan Pazarlanmasına Yönelik Bir Sistemin Olması Gerekliliği
Mal veya hizmetin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak bir sistemin kurulması ile satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin mesafeli sözleşmeyi bu sistem aracılığıyla kurulmasıdır. Buna göre, bir sözleşmenin mesafeli sözleşme olabilmesi için, sözleşmenin uzaktan iletişim araçları kullanılarak ve satıcı veya sağlayıcının böyle bir sözleşme kurulmasına yönelik oluşturduğu bir sistem içerisinde kurulması gerekmektedir.
3. Sözleşmenin Bir Malın Teslimi veya Bir Hizmetin Sağlanması Amacıyla Akdedilmesi
TKHK madde 48’e göre mesafeli sözleşmeler uzaktan iletişim araçlarının kullanılması sonucu bir malın ya da hizmetin tüketiciye pazarlanması olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda mesafeli sözleşmelerin konusunu oluşturan malın satıma konu olabilecek maddi varlığı sahip olan giyim, yiyecek, ya da yazılım programları gibi dijital olarak temin edilebilen mallar olarak kabul edilmektedir[1]. Uzaktan iletişim araçları ile kurulması mümkün olan ve iş görmeye yönelik her türlü sözleşme TKHK kapsamında mesafeli sözleşme olarak kabul edilir.
4. Mesafeli Sözleşme Olarak Düzenlenebilen Bir Sözleşme Olması
TKHK madde 48’de mesafeli sözleşme olarak kurulamayacak sözleşmeler düzenlenmemekle birlikte Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nin 2. maddesinin 2.fıkrasında mesafeli satış hükümlerinin uygulanmayacağı sözleşmeler tek tek sayılmıştır. İlgili maddeye işbu makalenin sonunda yer verilmiştir[2].
C. Mesafeli Sözleşme Şekil Şartına Bağlı Mıdır?
TKHK ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nde mesafeli sözleşmeler için herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Bununla birlikte Yönetmeliğin 6. maddesinde tüketicinin sözleşmeyi akdetmesi halinde yapacağı ödeme ile ilgili olarak bilgilendirilmesi gerektiği ve bu bilgilendirmenin ne şekilde yapılacağı çok sıkı şekil şartına bağlanmıştır. Ancak bilinmesi gerekmektedir ki, Yönetmelik hükmü sözleşmenin geçerliliği için getirilmiş bir şekil şartı olmayıp, bu şarta uyulmaması durumunda sözleşmenin hükümsüzlüğü gibi sonuç doğmamaktadır.
D. Mesafeli Sözleşmenin Kapıda Satış Sözleşmesinden Farkları Nelerdir?
Mesafeli satışlar, TKHK madde 47’de düzenlenen satıcı veya sağlayıcının iş yeri dışında kurulan sözleşmelerden (kapıdan satışlar) farklı olarak, tüketici ile satıcı veya sağlayıcının bir araya gelmeden kurdukları sözleşmelerdir. Kapıdan satışlarda ise taraflar fiziki olarak bir aradadırlar, sadece sözleşmeyi satıcı veya sağlayıcının iş yeri dışında kurmaktadırlar[3]. Buna karşın bir sözleşmenin mesafeli sözleşme olabilmesi için yukarıda da ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere tarafların fiziken bir arada olmadan, uzaktan iletişim araçlarını kullanarak sözleşmeyi yapmaları gerekmektedir.
E. Ön Bilgilendirme Yükümlülüğü
Tüketici sözleşmelerinin yapılmasından önce, sözleşme öncesinde ve sözleşmenin yapıldığı esnada tüketicinin bilgi alma hakkı TKHK 1. maddesinde düzenlenen bilgilendirme yükümlülüğü ve bilgi alma hakkı kapsamında tüketicinin kanundan kaynaklanan önemli haklardan birisidir[4].
Tüketici, mesafeli sözleşmeyi ya da buna karşılık gelen herhangi bir teklifi kabul etmeden önce Yönetmelik’te belirlenen hususlara ilişkin ve siparişi onaylandığı zaman ödeme yükümlülüğü konusunda açık ve anlaşılır bir şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir. Bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir (TKHK m. 48/2).
Satıcı bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat edemezse, tüketici mesafeli şekilde gerçekleştirilen sözleşme ile bağlı olmaz. Satıcı, bilgilendirme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği mesafeli sözleşmeden dolayısıyla tüketicinin edimlerini yerine getirmesini talep edemez.
Nitekim, Yargıtay’ın 24.11.2016 tarih, 2015/13045 E., 2016/21860 K. sayılı kararında; “O halde, mahkemece, davacı ile davalı arasında yapılan mesafeli satışa dair hangi sözleşmelerin bulunduğu tek tek belirlenmeli, bu sözleşmelerden yazılı hale getirilenler dışında davacının hangi sözleşmeler için onayının bulunduğu belirlenmeli, özellikle telefon görüşmelerinde daha önce satılan ürünün daha avantajlı ve indirimli şekilde yeniden sunulduğu izlenimi ile davacının onayının alınıp alınmadığı hususları da gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” yönünde hüküm kurulmuştur ve tüketicinin hangi sözleşmeler hakkında bilgi sahibi olduğunun ve hangi sözleşmelere onay verdiğinin tespit edilmesinin önemli olduğunun altı çizilmiştir.
Mesafeli sözleşmelerin uzaktan iletişim araçlarıyla kurulmuş olması sebebiyle ön bilgilendirmenin kapsamı Yönetmelik’in 5. ve 8. maddeleri arasında ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Yönetmelik’in 5. maddesine göre, tüketici, mesafeli sözleşmelerin kurulmasından ya da buna karşılık gelen herhangi bir teklifi kabul etmeden önce, belirtilen hususların tamamını içerecek şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilmek zorundadır.
Bu unsurlar;
sözleşme konusu mal veya hizmetin nitelikleri,
satıcı veya sağlayıcının adı veya unvanı, varsa MERSİS numarası,
tüketicinin satıcı veya sağlayıcı ile iletişim kurabileceği açık adres, telefon gibi iletişim bilgileri ile varsa satıcı veya sağlayıcı adına hareket eden kişinin bilgileri,
satıcı veya sağlayıcıya ait tüketicinin şikayetlerini iletebilmesi için varsa farklı iletişim bilgileri,
mal veya hizmetin tüm vergileri dahil toplam fiyatı,
niteliği itibariyle önceden hesaplanamıyorsa fiyatın hesaplanma usulü, varsa tüm nakliye, teslim ve benzeri ek masraflar ile bunların önceden hesaplanamaması halinde ek masrafların ödenebileceği bilgisi,
sözleşmenin kurulması aşamasında uzaktan iletişim aracının kullanım bedelinin olağan ücret tarifesi üzerinden hesaplanamadığı durumlarda, tüketiciye yüklenen ilave maliyet, ödeme, teslimat, ifaya ilişkin bilgiler ile varsa bunlara ilişkin taahhütler ve satıcı veya sağlayıcının şikayetlere ilişkin çözüm yöntemleri,
cayma hakkının olduğu durumlarda, bu hakkın kullanılma şartları, süresi, usulü ve satıcının iade için öngördüğü taşıyıcıya ilişkin bilgiler,
cayma bildiriminin yapılacağı açık adres, faks numarası veya elektronik posta bilgileri,
15 inci madde uyarınca cayma hakkının kullanılamadığı durumlarda, tüketicinin cayma hakkından faydalanamayacağına ya da hangi koşullarda cayma hakkını kaybedeceğine ilişkin bilgi, satıcı veya sağlayıcının talebi üzerine, varsa tüketici tarafından ödenmesi veya sağlanması gereken depozitolar ya da diğer mali teminatlar ve bunlara ilişkin şartları, varsa dijital içeriklerin işlevselliğini etkileyebilecek teknik koruma önlemleri,
satıcı veya sağlayıcının bildiği ya da makul olarak bilmesinin beklendiği, dijital içeriğin hangi donanım ya da yazılımla birlikte çalışabileceğine ilişkin bilgi,
tüketicilerin uyuşmazlık konusundaki başvurularını Tüketici Mahkemesine veya Tüketici Hakem Heyetine yapabileceklerine dair bilgi
şeklinde sıralanmaktadır.
Yukarıda sayılan bilgiler, mesafeli sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olup, taraflar aksini kararlaştırmadıkça bu bilgiler değiştirilemez.
Ön bilgilendirmenin yapılma yöntemi, Yönetmelik’in 6. maddesinde düzenlenmiştir. Tüketici, Yönetmelik’in 5. maddesinde on beş bent halinde sayılan hususlara ilişkin olarak, kullanılan uzaktan iletişim aracına uygun olarak en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile bilgilendirilmelidir.
F. Cayma Hakkı
Cayma hakkı, mesafeli sözleşmelerde tüketiciyi koruyan tedbirlerden en önemlilerinden birisidir. Mesafeli sözleşmelerde, tüketiciye cayma hakkının tanınmış olmasının bazı nedenleri bulunmaktadır. Birincisi, tüketicinin acele davranarak bir karar verme riskine karşılık tedbir oluşturmaktır. Mesafeli sözleşmelerde tüketicinin sözleşme kurulmadan önce ürünü gerçekten görmesi veya bunu değerlendirmesi mümkün olmamaktadır. Mesafeli iletişim araçları, sözleşmenin yapılma yöntemini önemli derecede hızlandırdığından sözleşmesel olarak bir yükümlülüğe sahip olmanın daha kolay olması da ikinci sebebi olarak gösterilebilir[5].
TKHK’nun 48 inci maddesinin 4.fıkrasına göre; tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Satıcı veya sağlayıcı, cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Tüketici, cayma hakkı konusunda gerektiği şekilde bilgilendirilmezse, cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı olmayacaktır. Her halükârda bu süre cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer.
Mesafeli sözleşmelerde, cayma hakkına ilişkin olarak gerekli bilgilendirmenin eksik veya hiç yapılmaması durumunda tüketici bir yıl içerisinde cayma hakkını kullanabilir. Satıcı veya sağlayıcı bu eksikliği sözleşmenin kurulmasından sonraki bir tarihte giderdiği takdirde, 14 günlük cayma süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
Kanun’da belirlenen bu sürenin ne zaman başlayacağı ise Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Yönetmelik’in üçüncü bölümünde cayma hakkının kullanımı ve tarafların ilgili yükümlülüklerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Yönetmelik’in 9.maddesine göre; tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkı süresi, hizmet ifasına ilişkin sözleşmelerde sözleşmenin kurulduğu gün; mal teslimine ilişkin sözleşmelerde ise tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin malı teslim aldığı gün başlar. Ancak tüketici, sözleşmenin kurulmasından malın teslimine kadar olan süre içinde de cayma hakkını kullanabilmektedir. Yönetmelik ile getirilen bu düzenleme uyarınca, cayma hakkının kullanılacağı sürenin başlangıcını belirlemek için sözleşmenin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Cayma hakkının kullanımı, sözleşme ile herhangi bir şarta bağlanamaz. Tüketici, cayma hakkını herhangi bir şarta tabi olmaksızın on dört günlük süresi içinde tek taraflı olarak kullanma hakkına sahiptir. Bu sürelerin hesaplanmasında TBK m. 92/1 ile HMK m. 92’de yer alan düzenlemeler uyarınca sürelerin hesaplanmasına ilişkin temel ilkeler göz önüne alınarak süre hesabı yapılır.
Cayma hakkı süresinin belirlenmesinde; tek sipariş konusu olup ayrı ayrı teslim edilen mallarda, tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin son malı teslim aldığı gün; birden fazla parçadan oluşan mallarda, tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin son parçayı teslim aldığı gün; belirli bir süre boyunca malın düzenli tesliminin yapıldığı sözleşmelerde, tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin malı ilk teslim aldığı gün esas alınır (Yönetmelik m. 9/3).
Malın, taşıyıcıya teslimi, tüketiciye yapılan teslim olarak kabul edilmemektedir. Mal teslimi ile hizmet ifasının beraber gerçekleştirildiği sözleşmelerde de mal teslimine ilişkin cayma hakkı hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir (Yönetmelik m. 9/4-5).
G. Cayma Hakkının Kullanılmasında Herhangi Bir Şekil Şartı Var Mıdır?
Cayma hakkının kullanılması için Kanun’da herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Sadece satıcı veya sağlayıcının cayma hakkının kullanıldığına ilişkin bilgilendirilmiş olması yeterli görülmüştür (TKHK m. 48/4). Ancak Yönetmelik’in 11. maddesinde; cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin cayma hakkı süresi dolmadan, yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmesinin yeterli olduğu düzenlenmiştir.
Cayma hakkının kullanılmasında tüketici, Yönetmelik’in ekinde örnek olarak sunulan sözleşmenin unsurlarına ilişkin birtakım bilgilerin yazılabileceği formu kullanabileceği gibi cayma yönündeki kararını bildiren açık bir beyanda da bulunabilir. Uygulamada çoğunlukla internet siteleri tüketicinin bu formu doldurabilmesi ve cayma yönündeki beyanlarını gönderebilmeleri için internet siteleri üzerinden seçenek sunmaktadırlar. Ancak bu yöntemin tercih edilmesi halinde, internet sitesi üzerinden tüketicilere cayma hakkı sunulması durumunda satıcı veya sağlayıcı, tüketicilerin iletmiş olduğu cayma taleplerinin kendilerine ulaştığına ilişkin teyit bilgisini derhal tüketiciye iletmekle yükümlüdürler (Yönetmelik m. 11/2).
Tüketicinin taraf olduğu mesafeli sözleşmelerde, tüketicinin cayma hakkını kullanması durumunda, yan sözleşmeler açısından da cayma hakkı kullanılabilir (Yönetmelik m. 14). Tüketicinin cayma hakkını kullanması halinde, yan sözleşmeler de kendiliğinden sona erer[6]. Bu halde tüketici herhangi bir masraf, tazminat veya cezai şart ödemeden sözleşme kendiliğinden sona ermektedir. TKHK m. 30’da düzenlenen bağlı kredi kullanılarak yapılan mesafeli sözleşmeler bakımından, cayma hakkının kullanılması halinde bağlı kredi kendiliğinden sona ermemektedir. Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin cayma hakkını kullandığını yan sözleşmenin tarafı olan diğer satıcı veya sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür[7].
H. Cayma Hakkı Kullanıldıktan Sonra Tüketici Ne Yapmalı?
Tüketici cayma hakkını kullandığına ilişkin bildirimi satıcı veya sağlayıcıya yönelttiği tarihten itibaren on gün içerisinde malı satıcı veya sağlayıcıya ya da yetkilendirmiş olduğu kişiye geri göndermekle yükümlüdür. Tüketici, cayma süresi içinde malı, işleyişine, teknik özelliklerine ve kullanım talimatlarına uygun bir şekilde kullandığı müddetçe meydana gelen değişiklik ve bozulmalardan da sorumlu değildir (Yönetmelik m. 13).
I. Tüketici Cayma Hakkını Kullandıktan Sonra Satıcı veya Sağlayıcının Yükümlülükleri Nelerdir?
Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin cayma hakkını kullandığına ilişkin bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içerisinde, varsa malın tüketiciye teslim masrafları da dahil olmak üzere tahsil edilen tüm ödemeleri iade ile yükümlüdür.
Satıcı veya sağlayıcı, Yönetmelik uyarınca yapması gereken tüm geri ödemeleri, tüketicinin satın alırken kullandığı ödeme aracına uygun bir şekilde ve tüketiciye herhangi bir masraf veya yükümlülük getirmeksizin tek seferde yapmalıdır.
Satıcı veya sağlayıcı tüketiciye ön bilgilendirmede bulunurken cayma hakkının kullanılabildiği hallerde iade için öngördüğü taşıyıcıyı hakkında da bilgilendirmede bulunmalıdır. Bu hüküm kapsamında tüketici, satıcının iade için belirtmiş olduğu taşıyıcı aracılığı ile malı geri gönderirse, iadeye ilişkin masraflardan sorumlu olmayacaktır. Satıcı, ön bilgilendirmede iade için herhangi bir taşıyıcı belirtmez ise, tüketiciden iade masrafına ilişkin herhangi bir bedel talep edemez. Ön bilgilendirmede belirtilen taşıyıcının, tüketicini bulunduğu yerde şubesinin olmadığı hallerde satıcı, ilave masraf talep etmeksizin iade edilmek istenilen malın tüketiciden alınmasını sağlamakla yükümlüdür.
İ. Cayma Hakkının İstisnaları Nelerdir?
Yönetmelik’in 15. maddesinde cayma hakkının kullanılmayacağı istisnalar düzenlenmiştir. Söz konusu bu hükme göre; “a) Fiyatı finansal piyasalardaki dalgalanmalara bağlı olarak değişen ve satıcı veya sağlayıcının kontrolünde olmayan mal veya hizmetlere ilişkin sözleşmeler, b) Tüketicinin istekleri veya kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan mallara ilişkin sözleşmeler, c) Çabuk bozulabilen veya son kullanma tarihi geçebilecek malların teslimine ilişkin sözleşmeler, ç) Tesliminden sonra ambalaj, bant, mühür, paket gibi koruyucu unsurları açılmış olan mallardan; iadesi sağlık ve hijyen açısından uygun olmayanların teslimine ilişkin sözleşmeler, d) Tesliminden sonra başka ürünlerle karışan ve doğası gereği ayrıştırılması mümkün olmayan mallara ilişkin sözleşmeler, e) Malın tesliminden sonra ambalaj, bant, mühür, paket gibi koruyucu unsurları açılmış olması halinde maddi ortamda sunulan kitap, dijital içerik ve bilgisayar sarf malzemelerine ilişkin sözleşmeler, f) Abonelik sözleşmesi kapsamında sağlananlar dışında, gazete ve dergi gibi süreli yayınların teslimine ilişkin sözleşmeler, g) Belirli bir tarihte veya dönemde yapılması gereken, konaklama, eşya taşıma, araba kiralama, yiyecek-içecek tedariki ve eğlence veya dinlenme amacıyla yapılan boş zamanın değerlendirilmesine ilişkin sözleşmeler, ğ) Elektronik ortamda anında ifa edilen hizmetler veya tüketiciye anında teslim edilen gayrimaddi mallara ilişkin sözleşmeler, h) Cayma hakkı süresi sona ermeden önce, tüketicinin onayı ile ifasına başlanan hizmetlere ilişkin sözleşmeler.” açısından taraflarca aksi kararlaştırılmadığı müddetçe cayma hakkı kullanılamaz.
Bu düzenleme ile tüketicinin cayma hakkını kullanmasının engellenmesinin sebebinin, satıcı veya sağlayıcının belirtilen istisnai hallerde cayma hakkının kullanıldığı malın tekrar bir başkasına satılmasının mümkün olmaması olduğu söylenebilir. Kanun ve Yönetmelik uyarınca yapılan düzenlemelerin tüketiciyi korumak olsa da bazı durumlarda sadece tüketici değil satıcı veya sağlayıcının da korunması gerekmektedir. Bu sebeplerle, kanun koyucu cayma hakkının istisnalarını tek tek belirterek hijyen vb. sebeplerle cayma hakkının kullanılmasını engellemiştir[8].
J. Bilgileri Saklama Yükümlülüğü
Satıcı veya sağlayıcı Yönetmelik kapsamında düzenlenen cayma hakkı, bilgilendirme, teslimat ve diğer hususlardaki yükümlülüklerine dair her bir işleme ilişkin bilgi ve belgeyi üç yıl boyunca saklamakla yükümlüdür (Yönetmelik m. 20/1).
TKHK’nun 48. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, oluşturulan sistem çerçevesinde, uzaktan iletişim araçlarını kullanmak veya kullandırmak suretiyle satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık edenler, bu maddede yer alan hususlardan dolayı satıcı veya sağlayıcı ile yapılan işlemlere ilişkin kayıtları tutmak ve istenildiği zaman bu bilgileri ilgili kurum, kuruluş ve tüketicilere vermekle yükümlüdürler. Ancak bu fıkra kapsamında aracılık edenler, satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları sözleşmeye aykırı fiillerinden dolayı sorumludur.
K. Sonuç
Bu yazımız ile mesafeli sözleşmelere ilişkin temel ve sözleşmenin tarafları için önem arz eden unsurlara yer verdik. Burada yer verdiğimiz genel kurallar her somut olay özelinde farklı yorumlanabilir.
Özellikle satıcı ve sağlayıcı sıfatına sahip kişilerin örnek sözleşmeleri alıp kendi satış süreçlerine uygulamadan kullanmaları hukuki problem ve risk doğurabilir. Bu sebeple, mesafeli satış sözleşmelerin uzun vadeli kazançları düşünülerek bilişim ve e-ticaret alanında tecrübeli bir avukattan hukuki destek alarak hazırlanması önem arz etmektedir.
Av. Senem Ersaçmış Yılmaz
Bu makaleyle ilgili yorumlarınız ve sorularınız için info@ertahukuk.com adresinden bizlere ulaşabilirsiniz.
KAYNAKÇA:
1. YILMAZ, Oğuz Gökhan, Tüketici Hukukunda Mesafeli Sözleşmeler, TAAD, Yıl:4, Sayı:14 (Temmuz 2013), s. 1012; GEZDER, Ümit, Erzurumlu Şerhi Mesafeli Sözleşmeler, Beta Yayınları, İstanbul 2006, s. 24.
2. (2) Bu Yönetmelik hükümleri;
a) Finansal hizmetler,
b) Otomatik makineler aracılığıyla yapılan satışlar,
c) Halka açık telefon vasıtasıyla telekomünikasyon operatörleriyle bu telefonun kullanımı,
ç) Bahis, çekiliş, piyango ve benzeri şans oyunlarına ilişkin hizmetler,
d) Taşınmaz malların veya bu mallara ilişkin hakların oluşumu, devri veya kazanımı,
e) Konut kiralama,
f) Paket turlar,
g) Devre mülk, devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti ve bunların yeniden satımı veya değişimi,
ğ) Yiyecek ve içecekler gibi günlük tüketim maddelerinin, satıcının düzenli teslimatları çerçevesinde tüketicinin meskenine veya işyerine götürülmesi,
h) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki bilgi verme yükümlülüğü ile 18 inci ve 19 uncu maddelerde yer alan yükümlülükler saklı kalmak koşuluyla yolcu taşıma hizmetleri,
ı) Malların montaj, bakım ve onarımı,
i) Bakımevi hizmetleri, çocuk, yaşlı ya da hasta bakımı gibi ailelerin ve kişilerin desteklenmesine yönelik sosyal hizmetler
j) (Ek:RG-23/8/2022-31932)(1) Kısa mesaj aracılığıyla kurulan ve eş zamanlı olarak tamamen ifa edilen abonelik içermeyen katma değerli elektronik haberleşme hizmetleri ile 23/6/1983 tarihli ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu kapsamındaki bağışlar ve kamu kurumlarınca sunulan katma değerli elektronik haberleşme hizmetleri,
ile ilgili sözleşmelere uygulanmaz.
3. GEZDER, Mesafeli Sözleşmeler, s. 27.
4. KARA, İlhan, Yeni Kanuna Göre Tüketici Hukuku, Engin Yayınevi, Ankara 2015, s. 1021.
5. GEZDER, Mesafeli Sözleşmeler, s. 165.
6. ÇABRİ, Sezer, 6502 Sayılı Kanun’a Göre Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Şerhi, Adalet Yayınevi, Ankara 2016, s. 765.
7. KARA, s. 1035.
8. SERT SÜTÇÜ, Selin, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Hükümlerine Göre Tüketicinin Cayma Hakkı, Adalet Yayınevi, Ankara 2016, s. 70.